Türk Televizyonculuğunun Zorlukları

uzun zaman oldu. türk televizyonlarinda böyle seyler yasanmasi bir manada hos oluyor. burdan da cikip, x tane yoruma gidilebiliyor. yalniz, almanci teyzenin sabirsizligi ve programcinin sabri, birlesince ilginc birseyler cikiyor ortaya.

Ocak 23, 2007 at 2:57 am 3 yorum

Zeyrek Camii

molla zeyrek camii olarak bilinen pantokrator bugüne kalabilmiş önemli bizans kiliselerinden biridir. fatih sultan mehmed zamanında camiye dönüştürülen bu yapının tarihi 12.yüzyılın ilk çeyreğine dek uzanıyor. günümüzde oldukça perişan haldeki kilise aslında üç kilisenin bir araya gelmesinden oluşuyor. (daha fazla…)

Ocak 21, 2007 at 11:03 pm Yorum yapın

Kara O Anda Görünmüştü, Kapkara Haliyle

great_ships_csg003_the_nina_pinta__santa_maria.jpgyerkürenin iz’anini yerinden sarsan tarih. ne zelzeleler gördü de sarsilmadi bu kadar.
12 ekim sabahi kadar…

saat sabahın 2′si. La Pinta kalkmis yürüyor. gözcü bagirmis,
-kara, kara, kara göründü… (daha fazla…)

Ocak 21, 2007 at 9:08 pm Yorum yapın

utanc gününe dair

fazla söze hacet yok, bir utanc günüydü ve utanildi, utanilacak.

Kasım 11, 2006 at 10:43 am 2 yorum

Milli Mars anaforisi

Hem ninni hem kalk borusu: Milli marşlar ve söyledikleri

Ülkelerin isimlerini, doğan bir çocuğa konulan isimlere benzetirsek, ülkelerin milli marşlarını devletlerin kulağına okunan ezanlar gibi algılayabiliriz. Ülkeler isimleri ile olduğu kadar, bayrakları ve kültürleri ile de birbirlerinden ayrılmaktalar ve milli marşlar bir ulusun kendini ifade etme, kendisini oluşturan değerleri diğerlerine haykırma çabasından başka bir şey değil. Bu haykırış notalarla, üzerinde uzlaşılan bir beste ve güfte ile vücut bulduğunda ortaya bir ‘şarkı’ çıkmakta; adına milli marş dediğimiz şey… Korosu halk, millet ya da tercihe göre ulus olan, neşeyi ve kederi dile getirmesi itibarıyla benliklerin ve belleklerin dışavurumu olan bir şarkı… Milli şarkılar, uğrunda feda edebileceğimiz canlardan bahseder, çokça lirik ve destansı olması âdettendir.“Marş”, Fransızca “marche” kelimesinden geliyor ve aslında ritmi, yürüyen bir kimsenin veya topluluğun adımlarını hatırlatan müzik parçası anlamına tekabül ediyor. Oysa marşın yaşayan yüzünde genelde ‘put gibi dikilmiş’ insanlar söz konusu. Marş duyulduğu anda sabit şekilde ve saygı üzre durulması gerekmekte. Fakat bu türden paradokslardan daha önemli olanı, bu ‘can siperâne’ sözlerde gizlenen ulusların kimliğini, kendini anlamlandırma çabasını keşfe çıkmak!..

Hiç merak ettiniz mi? Az gelişmiş ülkeler kendisini nasıl sunar? Çok gelişmiş ülkeler hangi hayalleri görür? Doğrusu biz merak ettik ve bulgularımızı naçizane tespitlerimize ekleyip, masanıza getirdik. (daha fazla…)

Ekim 31, 2006 at 12:28 am 3 yorum

jorge luis borges

melekler anlattı: melancthon öldüğünde, bu dünyada yaşadığı eve, benzediğini sanacağı bir eve kavuşturulmuş. (bu, sonsuzluğa yeni göçenlerin oraya ilk varışlarında çoğunun başına gelir; bu yüzden, öldüklerinin farkına varmazlar, kendilerini hâlâ yeryüzünde sanırlar.) odasındaki her şey daha öncekilerin aynıymış; yemek masası; çekmeceli yazı masası, raflar dolusu kitapları: melancthon, yeni mekânın da uyanır uyanmaz, masasının başına oturmuş; -her zaman olduğu gibi- hayırseverlikten hiç söz etmeksizin, inanç yoluyla günahlardan arınma üzerine yapıtını yazmayı sürdürmüş günlerce. hayırseverliği dışladığını hemen fark eden melekler, melancthon’u sorgulamak için ulaklar yollâmışlar. (daha fazla…)

Ekim 14, 2006 at 2:33 pm Yorum yapın

Ramazan you are so dear

enfes güzellikte bir ses. Şehr-i Ramazan için..

Eylül 28, 2006 at 1:15 pm Yorum yapın

ve İsmet Özel TRT’de kaldığı yerden devam ediyor

ve İsmet Özel, şiirin ve şiirinin vurgularında kaldığı andan alıyor kendisini, devam ediyor.

gece arsızca kükrüyor paslı beyninde şehrin
küfre yaklaştıkça inancım artıyor.

Eylül 28, 2006 at 12:33 pm Yorum yapın

Ramazan gelmiş cihane

tüm dünya müslümanların bir nefeste, aynı oruç kokulu nefeste toplayan, pideler farklı olsa da, hurmalar aynı, sular aynı, şükretmek ve ezan hep aynı..

 Allah u Ekber 

Eylül 28, 2006 at 12:17 pm 1 yorum

çocukluktan kalan minare heyulası

çocukken tarafimdan allah olarak zannedilen tas binalardir efendim bunlar. evet, benim icin uzun bir zaman allah’tilar minareler. cocukluk sanrisi sanirim buydu benim ufak cocuk dimagimda yeseren. valide hanim, elimden tutup sokaklarda dolastirirken beni, üsküdar gibi bir vadide en cok camiye haiz bir semtte takdir edersiniz ki her yerde cami ile tesadüf ederdim. annem oralara, yani camilere allah’in evi, derdi. günde birkac kez de sahid olmuslugum vardir ki o allah’tan ses gelir, bagirirdi birseyler. (daha fazla…)

Eylül 28, 2006 at 12:12 am Yorum yapın

Eski Yazılar


Son Yazılar

 

Mart 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Blog Stats

  • 12,339 329

Popüler Yazılar


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.