Milli Mars anaforisi

Ekim 31, 2006 at 12:28 am 3 yorum

Hem ninni hem kalk borusu: Milli marşlar ve söyledikleri

Ülkelerin isimlerini, doğan bir çocuğa konulan isimlere benzetirsek, ülkelerin milli marşlarını devletlerin kulağına okunan ezanlar gibi algılayabiliriz. Ülkeler isimleri ile olduğu kadar, bayrakları ve kültürleri ile de birbirlerinden ayrılmaktalar ve milli marşlar bir ulusun kendini ifade etme, kendisini oluşturan değerleri diğerlerine haykırma çabasından başka bir şey değil. Bu haykırış notalarla, üzerinde uzlaşılan bir beste ve güfte ile vücut bulduğunda ortaya bir ‘şarkı’ çıkmakta; adına milli marş dediğimiz şey… Korosu halk, millet ya da tercihe göre ulus olan, neşeyi ve kederi dile getirmesi itibarıyla benliklerin ve belleklerin dışavurumu olan bir şarkı… Milli şarkılar, uğrunda feda edebileceğimiz canlardan bahseder, çokça lirik ve destansı olması âdettendir.“Marş”, Fransızca “marche” kelimesinden geliyor ve aslında ritmi, yürüyen bir kimsenin veya topluluğun adımlarını hatırlatan müzik parçası anlamına tekabül ediyor. Oysa marşın yaşayan yüzünde genelde ‘put gibi dikilmiş’ insanlar söz konusu. Marş duyulduğu anda sabit şekilde ve saygı üzre durulması gerekmekte. Fakat bu türden paradokslardan daha önemli olanı, bu ‘can siperâne’ sözlerde gizlenen ulusların kimliğini, kendini anlamlandırma çabasını keşfe çıkmak!..

Hiç merak ettiniz mi? Az gelişmiş ülkeler kendisini nasıl sunar? Çok gelişmiş ülkeler hangi hayalleri görür? Doğrusu biz merak ettik ve bulgularımızı naçizane tespitlerimize ekleyip, masanıza getirdik.

Fransa vahşi, Etiyopya barışçıl

Dünya üzerindeki gerek eşit gerek orantısız güç dağılımından bahsedilir, ‘zengin’ devletlerin yoksul devletleri ezdiğinden… Yine de kültürel emperyalizm değer yargılarını bize aşılamıştır ve dolayısıyla liberal Batılı demokrasilere ‘gelişmişlik’ atfetmekte çok zorlanmayız. Oysa marşlara baktığımızda açık bir şey görürüz. Marşlar yalan söylemez.

Fransız ve İngiliz milli marşını okuduğunuzda Afrika ülkelerinde ve dünyanın birçok müstemleke ülkesinde senelerce süren emperyalist tavırların ayırımına varmak hiç de zor olmuyor sözgelimi. Fransa ve İngiliz milli marşları bizlere hırsın, intikam ve hararetin çıkış kaynağını bildirmekte son derece cömert. Sanki Fransa ve İngiltere değil de, onların zulmüne maruz kalan Cezayir, Tunus ya da başka bir ülke söz konusu.

Gariptir halkların eşitliğinden, barış, insan onuru, hukuk gibi erdem ihtiva eden kavramlar en çok Etiyopya milli marşında geçiyor. İlginç değil mi?

Fransız marşında görülen ırkçı ve savaşçı muhtevanın bu ülkede hâlâ tartışma konusu olduğuna ilişkin rivayetler var.

Yürüyelim yürüyelim
Bulanık bir kanla
Topraklarımızı sulandırıncaya değin

İngiliz milli marşında da durum pek farklı değil. Sözleri okuyunca James Bond’u ve MI5’i hatırlayacağınıza bahse gireriz:

Düşmanların politikalarını saptır
Tahrip et, kötü planlarını onların

Tanrı’dan kraliçelerinin saadetini ve gönencini dileyen İngiliz marşı, bir paradoksa yol açtığını ve ‘diğerleri’nin mahvına dua olduğunu hesaba katmaz. Tüm iyi dileklerin kraliçe üzerine olması anlaşılır karşılanabilir. Fakat bu iyi dileklerin minvali her daim, bir zafer, yenilecek bir düşman ve mutlak galibiyet üzere olduğundan marş savaş kokusundan geçilmez.

“Ey tanrım, Marshall Wade’e
savaşlardan zaferlerle dönmesini
huzuru getirmesini, bir fırtınayı kesercesine
İsyankar İskoçları bertaraf etmesini bahşet
Tanrı kraliçeyi korusun”

Açlığın, sefaletin ve kuraklığın hüküm sürdüğü, fakir ve az gelişmiş ülke Etiyopya’nın milli marşı ise 1992’de kaleme alınmış “Whedefit Gesgeshi Woude Henate Ethiopia” (Yürüyorum Önünde, Seviyorum Ana Etiyopya’yı) diye başlıyor. Bu marş bize alışılagelmiş marşların ötesinde bir portre çiziyor. Savaştan bahsetmiyor marşın şairi Dereje Melaku Mengesha, kandan, nefret tohumlarından, bombalardan dem vurmuyor, ezilmişlik, aşağılık kompleksi kokmuyor marşın güftesi.

Etiyopya milli marşı bir halkın maddi imkansızlıklara rağmen haysiyetini ve onurunu koruyabileceğinin delili gibi; muasır medeniyetlerinkinin aksine farklı şeyler anlatıyor. Kanla yazıldığını ısrarla hatırlatmak isteyen benzerlerinin aksine.

Barış için, hukuk ve hürriyeti halkların
Eşitlik ve sevgi içinde birleştik

Hâkim güçleri elinde bulunduran devletlerin nahoş sıfatlar yakıştırdıkları ülke, İran’a da göz atmak gerekiyor. İran marşı, millî marş ve resmî marş ayrımındaki hassasiyet açısından da önemli. İran’da “Surûd-u Melliye Cumhûri İslâmî” adında resmî bir marş söyleneduruyor. Bunun yanı sıra halk ayrı bir marş söylüyor ki bu marşın adı “Ey İran”… Gerçek milli marş olarak nitelendirilen bu eser, bir devletin değil, bir milletin haykırışı, teberrüzü olarak takdire şayan bulunmakta. İşte, devletçe de bilinen ve halkça da gururla ve keyifle söylenen “Ey İran” şiirinden birkaç mısra;

“İran, ey benim çiçek dolu cennetim
parıldıyor kaderim, nur gibi senin sayende
ateş yağmurları vücudumu perişan etse de
yine de senin sevginle konuşacaktır kalbim…”

İran halkı bu gayri resmi milli marşında kendini dünyaya ifade etmenin zevkini yaşıyor adeta. Ne de olsa onlar, Şeyh Sadi’nin ve Hafız-ı Şirâzî’nin çocukları…

İbrahim Tuvkan isimli şairin, güftesini yazdığı, bestesini de Muhammed Fleyfel’in yaptığı Biladî yani ‘Vatanım’ isimli Filistin Milli Marşı’na bir kulak verdiğinizde ister istemez hüzünle doluyorsunuz. Kenan ilinin diğer sâkini, İsrail’in milli marşı ise bir bakıma şaşırtıcı. Bir bakıma; çünkü İsrail, Ortadoğu’nun tek modern ve laik devleti olarak lanse ediliyor. Oysa İsrail milli marşı, İsrail’in, aslında bir din devleti olduğunu ve 2000 senelik bir ümidin tecellisi olarak vücut bulduğunu hiçbir şüpheye yer bırakmadan açık ediyor. İsrail milli marşı Hatikva’ (Ümit) Theodore Herzl’e ait bir resmin fırça izlerini içeriyor adeta. Gördüğümüz İsrail portresi de aslında bu marş ekseninden pek uzağa düşmüyor.

Milli marşlar, çoğunlukla milli duyguları galeyana getirmek için okunsalar da dışarıdan bir bakışla incelemeye tabi tutulmalılar. Çünkü onlar aynı zamanda toplumların ruh hallerini yansıtmakta. Milli marşlar arasında bir ortak nokta varsa, o da hepsinin ‘vurucu’ bir final taşıması.

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Dizeleriyle yarışabilecek düzeyde olanını bulduk dersek yalan olur.


Etiyopya Milli Marşı“İnce bir dikkat Etiyopya halkının haklarınaMillet olma gururu ışıyor vatanı

Barış için, hukuk ve hürriyeti halkların

Eşitlik ve sevgi içinde birleştik

Öyle sıkı tutunmuşuz temel değerlerimize

Bundandır insan haysiyetine dikkatimiz”


Fransız Milli Marşı“Haydi, anavatanın evlatlarıZafer günü işte geldi

Bize karşı zulüm,

Kanlı bayrağını çekti

Duyuyor musunuz meydanlardan gelen

Böğüren barbar savaşçıların seslerini?

İşte geldiler kollarınızın önüne kadar

Oğullarınızı ve kadınlarınızı boğazlamak için…

Silahlanın ey vatandaşlar!

Tabur tabur dizilin

Yürüyelim yürüyelim

Bulanık bir kanla

Topraklarımızı sulandırıncaya değin…”


İngiliz Milli Marşı“…Ey rab, tanrımız, yanımızda durDüşmanları mahvet

Çökert onları

Düşmanların politikalarını saptır

Tahrip et kötü planlarını…”

“Sinsi düşmanlardan

Ve katillerin gazabından koru…”


İran Milli Marşı“Ey İranEy İran, incilerle bezenmiş vatan

Ey elinden sanatın fışkırdığı

Senden ırak olsun kötü düşünceler

Sonsuzluğa değin öyle dik.

Ey düşman

Sen kayadan bir taş olsan,

Benim, demirden kılıç olan…”


Filistin Milli Marşı“…Dağlara tırmandım, cenklerim oldu

İmkânsızlığa galebe çaldım ve sınırlara koştum

İnsanlarım, sonsuzluğun insanları

Filistin benim evim,

Filistin benim alevim,

Filistin benim intikamım ve sabrın vatanı…”


İsrail Milli Marşı“Ne kadar ki kalpte Yahudi hisler olurNe kadar ki doğu tarafında bir göz öne çıkar

Yarına ve Siyon’a bakmak için…

Ümidimiz kaybolmadığı müddetçe

İki bin yıllık ümit…

Özgür bir halk olmak için, vatanımızda

Siyon ve Kudüs vatanlarında…”

 
Sayı: 237
Bölüm: Haberler
 

Entry filed under: tarihi anaforlar. Tags: .

jorge luis borges utanc gününe dair

3 Yorum Add your own

  • 1. sema  |  Ocak 21, 2007, 4:47 pm

    abii ya bunlara milli marşmı denir beaa
    bizim kinin yanında fos kalırr hemde iğrenç sozlerı var sozum meclısten dısarı

  • 2. kadriye  |  Mayıs 9, 2007, 3:13 pm

    inanılmaz derecede gusel anlatama sıze tebrıkler ederım

  • 3. merve  |  Nisan 12, 2008, 5:57 pm

    öküz manyak geri orospu kaltak

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Subscribe to the comments via RSS Feed


Son Yazılar

 

Ekim 2006
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eyl   Kas »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Blog Stats

  • 12,337 329

Popüler Yazılar

  • Hiçbiri

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.